Sanal Psikolog


Soru Cevap


Soru(Yeni): 1 yıldır evliyim bu son zamanlarda eşime karşı çok kuşkucuyum benlen evlenmeden önce bir ilişki yaşamıştı ve onuda çok sevmişti tabi evlenmeden 3 sene öncede bir sebepten dolayıda ayrılmışlardı bazen öyle dalarken veya kavga ederken onu hala sevdiğini ve unutamadığını düşünmeye başlıyorum sonrasında beni sevmediğini söylüyorum oda beni sevdiğini söylese de inanmıyorum içimde hep o kuşku var. BEN EŞİME AŞIĞIM ONU ÇOK SEVİYORUM ONUN BENDEN UZAKLAŞMASINI BENDEN NEFRET ETMESİNİ İSTEMİYORUM NE OLUR YARDIM EDİN ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER.

Cevap:
Şüpheci tutumunuz ilişkinizi gerginleştiriyor. Bu düşünce biçimleriyle eşinizi "savunucu" kendinizi "suçlayıcı" konuma koymuşsunuz. Sevginin sürekli sorgulanması karşı tarafta huzursuzluk yaratır. Olumsuz düşünce biçimlerinizle ( ya onu hala seviyorsa, onu kaybedeceğim, onsuz yaşayamam, sevilmeye layık biri değilim gibi) eşinizin size olan güvenini de sarsabilirsiniz. Onun veya sizin evlenmeden önceki ilişkileri doğal kabul edilmeli. Önemli olan evliliğiniz süresince size verdiği değer-önem-anlayış ve ilgidir. "Ya aldatıyorsa " endişesi somut bir karşılığa sahip değilse sadece ilişkiyi yıpratır. Kendinize daha çok güvenir, düşüncelerinizi eş odaklı-evlilik odaklı olmaktan çıkarır, hobiler edinirseniz hem siz hem de eşiniz rahatlayacaktır.


Soru:
“benim korkularım son zamanlarda çok daha arttı sebebini bilmiyorum ama sanki her an kızımıza Bir şey olacakmış gibi hissediyorum saçma sapan şeyler geliyor aklıma.sanki bir şey olacakmış gibi kuruyorum hep .sanki eve hırsız girecek ela duruyu alacak götürecek yada yangın çıksa kızımı nasıl kurtaracağım yada yürüyor şuan düşecek ve onu kaybedecekmişim gibi ne yapacağımı bilmiyorum? Bunu eşimle paylaşmadım tabii ki kendi içimde yaşıyorum ve sahası sanki dışarı çıktığımda birileri beni takip edecekmiş gibi hissediyorum sanırım ben deliriyorum.Ttvlerde gördüğüm şeylerden mi etkileniyorum acaba dün bir evde yangın çıkmıştı ve 2 kardeş öldü.elektrikli sobadan. eşime hemen mesj atıım anlattaım bizimde odada sobamız var elektirkli korkumdan açamıyoum nasıl yencem bn bu durumu ne yapmalıyım şimdiden teşekkür ederim cevabınız için”

Cevap:
Ne yazık ki “ENDİŞE VE KAYGI KÜLTÜRÜNÜN” insanlarımız üzerindeki etkilerini her gün gözlemlemek ve dinlemek biz psikologlar için çok acı verici bir durum. TV haberlerini izlememek akla gelen ilk basit çözüm olabilir. Sürekli bu tip haberleri ve bazı kanalların DRAMA başlıkları altında senaryolaştırdığı vahşet ve kötülük hikayelerini izlemek bunları seyreden bizlerin diğerlerine olan güvensizliğini pekiştiriyor.Dış dünyayı kaygı ve endişe bataklığı olarak algılamamıza neden oluyor.Bunları yaşayan kişilere acıyor ve onların yerinde olmadığımız için de şükrediyoruz(!) Sanki olagelenleri yaşanması gereken doğal olaylarmış gibi de algılıyoruz! YANİ İYİ VE KÖTÜ KARIŞTI!Hele bir de kişilik yapımız olumsuza-mutsuzluğa-karamsarlığa odaklıysa karamsarlık ve çöküntülü ruh hali sanki kaderimiz oluyor! Ev içinde gerekli önlemlerinizi almanızı, tv haberlerini izlemektense sizi daha rahatlatacak , hayatınıza olumlu yansıyacak şeyleri öğrenmenize yardımcı olacak kitaplar okumanızı, mutlu insanlarla arkadaşlık kurmanızı ( sürekli yakınanlar enerjimizi alırlar) , vaktiniz var ise herhangi bir hobi ya da sporla uğraşmanızı, güzel bir film izlemenizi vs. öneririm. Olumsuz olayları sürekli izlemek zihinsel geviş getirmelerimizinde olumsuzlaşmasına neden olacaktır. Ülkenin gündemi acımasızlık, ihanet, insan hakları ihlalleri ve haksızlıklarla dolu olsa da insanlara olan güvencimizi ve “iyiliğin hala var olduğuna dair inancımızı” asla yitirmemeliyiz diye düşünüyorum.


Soru:
Benim 6 yaşında bir kızım var, bu sene anasınıfına yolladım. Geçen gün öğretmeni bu çocuk fazla içine kapanık anne babası fazla baskı yapıyor diye bir komşumuza söylemiş ve psikoloğa götürmezlerse daha da kötü olabileceğini söylemiş.Kızım yeni bir ortama girdiği zaman başta çekingen davranır ama belli bir zamandan sonra tutmak mümkün değil, evdede aynı bende ne yapacağımı bilemedim ve bir pisikologa götürmeden size danışmak istedim. Bir taraftankızıma bakarak kendimi görüyorum bende çekingen dim aynı kızım gibiydim. Size sormak istediğim: 1. Bu tip davranışlarda ne yapmam kızıma nasıl davranmam lazım?2. İnsanların bu tip davranışları kalıtsal olabilirmi? eğer öyleyse yapacak bir şey varmı? Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler

Cevap:
Öğretmen komşunuza diyeceğine kadar size söylemeliydi. Ev içi ortamın baskıcı olması ( aşırı eleştiri-cezalandırma- yasakların fazlalığı vs) , çocukla geçirilen zamanın azlığı, çocuğun kendisini ifade etmesini engelleyeceği için çekingen bir kişilik yapısına zemin hazırlar. Ancak bu tip ortamların her zaman çekingenliğe neden olacağı gibisinden bir kuralda yoktur. Psikoloji göreceli genellemeler yapar. Aile ortamı; 1- aile üyelerinin duygularını ifadesini desteklemeli, 2- çocugun merak ve araştırma duygusunu desteklemesi,3- anne ve babanın da kendi duygularını ifade ederek çocuğa örnek olmaları, 4- empatik yaklaşım, 5- ceza yerine anlayışı amaçlayan bir zihniyet “(bunu yaptın suçlusun” yerine “bunu yapma nedenlerini beraberce araştıralım” zihniyeti) gibi pedagojik değeri olumlu olan davranışları barındırmalıdır. Sizin de çekingen olmanız ona sunacağınız sosyal ortamlar ve sizden model alarak öğreneceği davranışlar açısından çocuğunuzun çekingenliğini besleyecektir. Çekingen ebeveynler çocuklarına “çekingen ol” mesajı vermezler tabiî ki!Ancak çekingen ana baba arasındaki mesajlar ( anne çekingen baba otoriter olabilir) veya çocuğun model alacağı davranışlar daha az duygu –düşünce ve davranış ifadesi içerir. Bu nedenle aile içi ortamın veya ailenin dış dünyaya yaklaşımının karakteri çekingen yapıya zemin hazırlar. Genetik olmaktan ziyade sunulan ortamın özelliklerinden kaynaklanır. Çocuk aile içi ortamla yaşama hazırlanır! Kızınızla konuşurken daha çok empatik olmanız yani onun duygularını anlayarak bu anlayışı ona yansıtmanız, eleştirilerinizi “ben dili” formatında yapmanız (suçlama yerine “bunu böyle yapsaydın mutlu olurdum” ), babanın baskıcı tavırlarını ivedilikle bırakması gibi davranış biçimleri denendikten sonra psikoloğa gitmenizi öneririm.


Soru:
“..... 16 yaşındayım ve ruhsal bunalımdayım annemle çok fazla tartışıyoruz hatta bana dayak ve şiddet uyguluyor ve hep küçük sorunlar yüzünden şiddet uyguluyor. Bir gün hatırlamıyorum ki yastığa yattığımda ağlamamışım. Çok mutsuzum intihar etmek ölmek istiyorum ve artık dayanacak gücüm kalmadı. Lütfen bana bir yol gösterin artık sabrımın son noktasına geldim. Şimdiden teşekkürler”

Cevap:
Kendine güvenen ve ilişkilerinde başarılı bireyler yetiştirmenin sorumluluğunu taşıyan aileler ne yazık ki bu sorumluluklarını yerine getirmiyorlar.

Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan "aile içi şiddetin küresel yansımaları" adlı rapor, Türkiye'de çocukların yüzde 24.8'inin aile içi şiddete ve tecavüze maruz kaldıklarını ortaya koydu. Dünya üzerinde yaklaşık 275 milyon çocuğun aile içinde fiziksel, psikolojik ve cinsel saldırıya uğradığını vurgulayan raporda, Türkiye'yi, yüzde 21.5 ile Meksika, 12.3 ile Hollanda izledi. Aile içi şiddetin en az yaşandığı ülkeler ise yüzde 2 ile Danimarka, 2.2 ile Yunanistan, 2.4 ile İsveç. (alinti: www.milliyet.com.tr )

Sorunlu çocuklarla çalışırken ana-babaya ” Şayet aile içi şiddet var ise sorunlu çocuğunuz değil sizsinizdir, şiddet devam ettiği sürece çocuğunuza nasıl yardımcı olmamı beklersiniz?” derim.

Bu, ameliyata alınacak hastanın bir gün önceden karnını tıka basa doldurmasına benziyor. Nasıl ki cerrah böyle bir hastaya narkoz vermez, “şiddetin iletişim biçimi” olduğu ailelerde de gece işemeleri, kekemelik , hırsızlık, gece korkuları , saldırganlık ve benzeri duygusal - davranışsal sorunlara çözüm bulunamaz.

Annenizin psikolojik sorunları var bunları aşamadığı için size saldırıyor. Psikolojik yardım alması gerek. Siz de yarattığı travmanın farkında olması için onunla konuşun. Faydası yoksa diğer aile büyüklerinizi devreye sokun.


Soru:
Merhaba ben 6 yıldır evliyim.1 çocuğum var. Çok güzel gittiğini sandığım bir evliliğim vardı. Fakat eşim en yakın arkadaşımla 1 senedir beraberlermiş. Şu an eşimle her şeyi konuştuk ve ona bir şans daha vermemi istedi bende verdim. Fakat içimde hep bir kuşku var. Arkadaşımla da konuştum bana çok yakın olduğu için kopamadığını yaptıklarının yanlış olduğunu söyledi. Ne yapmam gerekiyor nasıl davranmalıyım bilmiyorum. Neyi yanlış yapıyorum?

Cevap:
Evlilik, duygusal, fizyolojik ve biyolojik ihtiyaçlarımızı karşılayan ve birçok alanı olan bir sistem. İhanet, evlilik gibi uzun süreli bir birlikteliğe niyet etmiş ve eşini seven bireylerin güvenini yıkar. Ve bir ilişkide güven zedelendi mi yenilenmesi oldukça güç olur. Yaşadığınız ihanet çift taraflı. Bir yanda eşiniz diğer yanda dost sandığınız.

Aldatılan kişiler “nerede yanlış yaptım” ile kendilerini sorgularlar. Ve bu soru karşı tarafın tavrını hoş görmeye iter bizi. Sadakatin bir duygu değil bir karar olduğu gerçeğini göz ardı etmeyiniz. Karşı tarafın sadakati yorumlayışı (sadakat şeması) farklı ise siz ağzınızla kuş tutsanız da yaranamazdınız. Şans isteyen eşinizin “şans” ile ne kastettiğini iyice netleştirin. Veya siz böyle bir şey yapsaydınız eşinizin tavrı ne olurdu? Bu soruyu da beraberce yanıtlayınız.

İçinizdeki kuşkunun yok olması zor olabilir. Duygularınızı bastırmamalı, ihanetin sizde oluşturduğu öfke ve nefreti yakın çevrenizle paylaşmalısınız. Sonuçta evlilik beklentilerinizi tekrar gözden geçirmeli, şüpheyle baş edemeyeceğinizi düşünüyorsanız evliliğinizi bitirmelisiniz –sonrasındaki duygularınızı göz önüne alarak-

“Hem ağlarım hem giderim” mantığı ile psikolojik sağlığımızı korumamız güçtür.



Soru :
“Merhaba, nisanliyim ve dugunume 3 ay kaldi Yanlız bu sene bizim icin zor bir seneydi surekli sorun ve kavga ederek gecirdik. Beni kıskanç, sorunlu kavga etmekten zevk alan bir insan olarak tanimliyor. Yanliz her olaydan sonra konusmak yerine kacmayi yegliyor. Ve konusarak halledemiyoruz ki demekle yetiniyor. Benden artik bazi seyleri saklamaya basladi arkadaslariyla bulusmaya gidiyor arkadaslarinin isyerinden arkadaslarida geliyor ve bu konuda bana bilgi vermiyor sonra şans eseri o güne ait resimleri gordugumde arkadasinin, is arkadasinin kiz oldugunu goruyorum. Bana karsi yalanlarini yakaladim…….. Artik haftada bir kavga ediyoruz. Benden uzak duruyor ben ne desem tersini yapiyor. Artik bu insanin benim için doğru olup olmadigini bilmiyorum.”

Cevap:
Evlilik öncesi süreçte çiftlerin birbirlerini tanımaları gereken birçok alan vardır. Örneğin, iletişim kurma biçimleriniz, çatışma çözme yöntemleriniz, evlilikten beklentileriniz, aile –arkadaş ilişkileriniz, para yönetimi, cinsel uyum gibi. Çiftler bu alanlarda kendilerini olabildiğince doğal, maskesiz, savunmasız tanıtmalı ve diğerini olduğu gibi kabul etmelidir. 3 ay sonra evleneceğinizi söylediğiniz kişi ile iletişiminizde büyük sorunlar olduğu görülüyor.

Sorunlar ve kavgaların yoğunluğu bunların çözülememesiyle orantılıdır. Bir sorunun çözülebilmesi içinde her iki tarafın, empatik, somut ve “bağcı dövmeye değil üzüm yemeye odaklı” zihniyet yapısına sahip olması gerekiyor. Nişanlınız sizi suçlayarak kendini aklayamaz . Sanırım kendi davranışlarının “birlikteliğe yönelik değil onu sabote etmeye yönelik olduğunun” bilincinde değil. Çoğu zaman çiftler kendi yanlışlarını diğerini suçlayarak (yansıtma yaparak) ört bas etmeye çalışırlar. Konuşmaktansa kaçak oynamakta zaten iletişimsizliğin tanımıdır. Nişanlınıza ne istediğini sorun.

Siz ne istediğinizi belirleyin. Her ikinizi de memnun edece bir yol mutlaka vardır. Ancak belirttiğiniz şartlarda evliliğe başlamak yanlış olacaktır.



Soru:
Merhaba.Öncelikle iyi günler diliyorum:).21 yaþýndayým. Çok sinirliyim ve herseyden çabuk sıkılıyorum. Ailem "psikolojin bozuk git muayene ol"diyor. Bu da beni üzüyor tabi ki. İnsanlara güvenemiyor hemen uyum saglayamıyorum. Olaylar karşısında da kendimi savunamıyor hemen ağlıyorum. Bazen sabah kalktıgım da mutlu oluyorum bazende cok sinirli agresif hemen herseye catan biri oluveriyorum. Neden bu sekildeyim ben, psikolojim ciddi anlamda bozuk mu? Yardımınız için şimdiden teşekkur ederim. Allah gönlünüze göre versin.

Cevap:
Hiç bir duygu nedensiz degildir. Herseyden cabuk bunalmaniz, memnuniyetsizliginiz, öfkeli davranislariniz ,iliskilerinizde kendinizi yeterince ifade edememenizden kaynaklanabilecegi gibi,;digerlerini degistirme gayretiniz, beklentilerinize ulasamamanin üzüntüsü ve kirginligi veya benzeri nedenlerle de aciklanabilir.

Önemli olan sorunlarininizi acik ve net bir sekilde tanimlamanizdir. Günlük olaylar karsisinda sarsilmamiz üzülmemiz hircinlasmamiz dogaldir ancak bizi etkileyen olaylar degil olaylara yükledigimiz anlamlardir. kendinizi yetersiz algiliyorsaniz herkesi düsman , iliskileri savas olarak görürsünüz. güveniyorsak kendimiz icindir. kimseyi degistiremeyecegimize gore bakis acimizi daha olumlu hale getirebiliriz. Arkadas cevrenizden destek alabilirsiniz. Ailenizin tutumu ise size destek olmaktan uzak! sevgilerimle.



Soru: Merhaba.Ben sevgilimi çok seviyorum ama kendimi ona anlatamıyorum.Çekiniyorum.İlişkimiz 1.5 senedir devam ediyor ama ben de hala çeşitli sorular var.Ona da soramıyorum yanlış anlaşılmaktan korkuyorum.Onunla nasıl rahat konuşabileceğimi bilmiyorum.Söylemek istediklerimi söyleyemediğim için içime atıyorum o da sıkıntı yapıyor.Sürekli ağlama ihtiyacı hissediyorum.Ne yapmalıyım?Lütfen yardımcı olun. Çünkü bu durum işime de yansıyor


Cevap:
Yapacağınız şey sevgilinize tüm duygularınızı açık ve net bir şekilde ifade etmenizdir. Yanlış anlaşılma korkusu ne yazık ki iletişimi engelleyen önemli faktörlerden biri. Ancak siz duygularınızı , korkularınızı, beklenti ve hayal kırıklıklarınızı empatik bir tavır ile karşı tarafa aktarırsanız neden yanlış anlaşılasınız ki? Kendinizi ifade etmediğiniz sürece yanlış anlaşılacaksınız.

Ve şu an içinde bulunduğunuz durum da bu. Kimse sizin aklınızdan geçenleri okumak zorunda değil, siz kendinizi ifade etmekten korkarsanız karşı taraf sizi sizin adınıza tanımlar ve bildiğini yapmaya devam eder. Yanlış anlaşılmaktan değil de alacağınız tepkilerden çekiniyor olabilirsiniz. Onaylanmamak veya onun sevgisini yitirme endişesi sizi kendinizi ifade etmekten alıkoyuyor olabilir.

Ancak kendiniz olmadığınız bir ilişkiyi kim adına yürüttüğünüzü de merak ettim doğrusu. Sürekli içe atma zamanla pasif agresif davranışlara dönüşür, bastırılan öfke ilişkiyi bütünüyle bozar, çözülemeyen sorunlar iş konsantrasyonunuzu engeller ve depresif eğilimlere zemin hazırlar.

Dolayısıyla en kısa zamanda sevgilinizle duygularınızı paylaşmalı, beklentilerinizi ifade etmeli ve ilişkinizde kendiniz olmalısınız.


Soru: Eşimle sorunlarim var. 15 aylik evliyim evli olduğum halde kendimi çok yanliz hisediyorum,4 yıl flort ettik ama asla bir birimizi taniyamadik,sureklı tartişiyoruz,ya ben onu anlamiyorum yada o beni. bilmiyorum bazen evlendiğime çok pişman oluyorum,çalişma özgürluğum yok aileme dönemem,15 ayda kalbim param parca oldu git gide sevgim yok oluyor mecburen kaliyorum yapacak başka hiçbir şeyim yok lütfen bana yardim edin.

Cevap:
Evlilik birbirini yeterince tanıyan bireylerle güzeldir. Yeterince diyorum çünkü bir insanı çok iyi tanımak ta zordur. Evlilikle ilgili beklentileriniz, hedefleriniz, sevginiz, sorun çözme becerileriniz, duygularınızı ifade etme biçimleriniz, cinsel uyumunuz vs. bu süreçte çok önemlidir.

4 yıl flört ettiğiniz halde birbirinizi tanımadığınızı söylüyorsunuz. Birbirini tanımayan iki insanın mutlu olması da zor. Eşinizle evlilik sürecinizi tartışmalı, sorunlarınızı ve duygularınızı birbirinizle paylaşmalısınız.

“Mecburen kalıyorum” veya “çalışma özgürlüğüm yok” gibi ifadelerinizi eşinizle paylaşmalısınız. Evlilik , tarafların haklarını gasp edici özellik taşımamalı aksine bireysel gelişimlere destek verici argümanlar içermelidir.


Soru: Depresyondayim galiba. Arkadaslarimdan duydugum bir ilaci kulanmaya basladim. Sizce uygun mu?


Cevap:
Depresyon önemli bir rahatsizliktir ve sizin kendinizi þu veya bu sekilde degerlendirmenizle bu taniya varmaniz mantikli degil kaldi ki birde arkadas tavsiyesi ile ilaç kulaniyorsunuz. En kisa zamanda ilaci birakarak sorunlariniz var ise bunlari bir uzmana daniþarak çözümleme yoluna gidiniz. Gerekiyor ise ilaç kullanabilirsiniz ancak bu uzman tavsiyesi ile olmali.

Depresyon yinelenebilir ancak düsünce yapisiyla iliskilidir. Düsünce sisteminize yönelik psikoterapi bir takým degisikliklere neden olacagi için yinelenme olasiligini azaltir. Sadece ilaç tedavisi bu riski ortadan kaldirmayacaktir.

Güvenebileceginiz, sorunlarinizi rahatça konusabileceginiz bir uzmana danisiniz.


Soru: Uykusuzlukla baþ edemiyorum. yataga girdigim an sanki bir þey oluyor ve uykum kaçýyor. ne yapmam gerek.uyku ilacý almakta istemiyorum. tavsiyelerinizi bekliyorum.


Cevap:
Günlük yasam stresleri uyku düzenimizi bozar. Günlük hayatinizda yolunda gitmeyen bir seyler var ise bunlari belirleyin. Çözebileceklerinizi çözmeye çalisin. Genelde herkes sorunlari karsi tarafin yarattigini düsünür. Oysaki sorunlar bizlerin onlara bais açisi ile devlesir ve bizi esir alir. Sorunlara esir olmak istemiyorsaniz ilk olarak sorunun varligini kabul etmeli, bas etme becerilerinizin varligindan haberdar olmali, çevresel desteklerden faydalanabilmelisiniz.

Uykusuzluk sayet fiziksel her hangi bir neden yok ise psikolojiktir. Çözülemeyen sorunlar düsünce sisteminize yerlesir ve yataga girdiginizde akliniza gelir. Akliniza geldikçe de uykunuz bölünür ve sabahlarsiniz:). Kroniklesir ise günlük yasam fonksiyonlariniz etkilenir. Sinirli, yaptigi ise yogunlasamayan, alingan, saldirgan biri olursunuz. Zaman zaman uykusuzluk yasamak normal kabul edilse de uzun süreli uykusuzluk sorunu yasayanlarin profesyonel bir destek almalarý önerilir. Ilaçtan ziyade destekleyici bir psikoterapi sizi rahatlatacaktir.


Soru: 17 yasindayim. Özel bir okulda okuyorum ancak çevremdeki arkadaşlarımın çoğu sanki farklı dünyadalar. Onlarla anlaşamıyorum. Hepsinin sevgilisi var. Ben kimseyle arkadaslık kuramıyorum çünkü paylaştiğimiz seyler cok farkli. Sonuçta kendimi yalnız ve sorunlu biri olarak görmeye basladim. Sizce sorun bende mi? Bendeyse ne yapmam gerekiyor?


Cevap: Yasiniz geregi ergenlik denilen ve hayatinizdaki tüm yapi taşlarının oynadigi ve bu oynakliginda size acı verdigi bir donemdesiniz. Hem bir gruba ait olmak isteyip hem de o gurubun degerleriyle catismak, kendini begenmemek, digerlerini gozunde buyutmek hatta onları kusursuz kılmak, sakarlık, anlasılmadıgını dusunme ve gercekten de anlasılamama ? cunku duygu ve dusunceler o denlı hızla degısır kı sizi anlayacak kisilerde psikolog sabri gerekirJ- gelecekle ilgili panikleme, ?bir sey yapamayacagım hep basarısız olacagım tarzı olumsuz dusuncelere eslik eden yogun kaygı, iste bunlar hep bu donemin ozellikleri.bu donemi basarı ile atlatanlar ileri yaslarına bu duyguları transfer etmeyebilirler ancak bu donemdeki takılmalar gelecek yılları da olumsuz etkileme ozelligine sahiptir. Ne yapacaksınız? Digerleriyle anlasamama hakkınız var.

Ancak onları ve kendinizi oldugu gibi kabul etme hakkinizda var. Bence ikincisini etkin bir sekilde kullanin. Farkliliklar bizi zenginlestirir. Aynılık ise köreltir. Sevgiliden once arkadas olmayı deneyin. Sonraki basamak ask olabilir. Yalnizlik sorunlu olmak demek degildir. Sorunları kalabaliklar icine gizlemektense yalniz kalmayi tercih edebilirsiniz. Duygu ve dusuncelerinizi durustce paylasabileceginiz bir kisi olsa da bu yeterli.

İliskileri suya atılan tasın cıkardıgı halkalar gibi dusunun. İlk halkaya sizin icin önemli olanları yerlestirin. Sonraki halkalar daha az onemlilerin yerlestigi halkalar olsun. Herkesle iyi olmak ve herkesin bizi sevmesini talep etmek mantıksizliktır bunu unutmayın.

Surekli olumsuz dusunceler bizi umutsuzluga goturur. Ve hayat bu umutsuzlukları cogaltacak kadar uzun degildir.


Soru: Sürekli endişeliyim, hep kötü bir şeyler olacakmış gibi düşünüyorum. Çocuğumu kaybedeceğim, işimi kaybedeceğim , öleceğim gibi..bir insan bu kadar endişe ile nasıl yaşar söyler misiniz?


Cevap: Bir insan bu kadar endişe ile mutsuz , gergin, sürekli huzursuzluk duyarak yaşar. Ve bu duygular çevresiyle olan ilişkilerine de yansıyarak hem ilişkilerin kalitesini hem de sizin kendinizle diyalogunuzun kalitesini bozar. Önemli olan neyi düşündüğünüz değil bu düşünce biçiminin size sağladığı faydaları ve zararları gözden geçirmenizdir. Hayat tercih sürecidir. Ya mutlu yaşamayı tercih ederiz ya da mutsuzluğu.Somut olaylara karşı mesela ölüme, iş kaybına vs. yapabileceklerimiz sınırlıdır.

Ancak nedense sizin durumunuzda olduğu gibi bir çok kişi bu olayları başına geldiğinde değil, ? ya gelirse? endişesiyle , çeşitli senaryolar kurgulayarak yaşamayı tercih ediyor. Kronik endişeli ve sürekli kötü şeylerin olacağı varsayımıyla yaşayan ve bu tip senaryolar üreten bireyler sahip oldukları ile yetinmeyen veya günü yaşamaktansa gelecekle ilgili olumsuz senaryolar üretmekten zevk alan ve bu tip düşünce biçimleriyle de bir takım kazanımlara varan bireylerdir. Şunu sorun kendinize? böyle düşünerek ve hissederek hangi gereksinimim doyuruyorum?.

Belki de en beyhude korkulardan biridir ölüm korkusu. Ancak insanoğlunun temel korkusudur da. Ölüm korkusunu yaşayanlar, hayatlarını neden yeterince zevkli kılamadıklarını veya ertelediklerini ya da kendilerini neden bu kadar önemsediklerini sorgulamalıdırlar.



Soru: Üniversiteye bu sene başladım.ailemin yanından ilk ayrilisim. Yurtta kalıyorum dolayısıyla sorunlarım çok. ayrıca okulumu da hiç sevmedim. Kimseyle arkadaşlık kuramıyorum ve bunalıma girdim ne yapmalıyım?


Cevap: Ailenizin yanindan ilk kez ayrılıyor olmanız bir çok sorunla karşılaşmanıza neden olacaktır ancak aileden ayrı geçirilecek üniversite yaşantisi da size çok şeyler kazandıracaktır. Kendi işnizi kendiniz yapmaniz, diğerleriyle etkili iletişim kurmaniz, ihtiyaç ve beklentilerinizin farkında olarak bunları ilişkilerinizde talep etmeniz vs. artık kendi kendinizin yöneticisisiniz.

Sorunlar elbet olacak çünkü başka bir çevre, değişik insanlar ve sizi dinleyecek zamanı olmayan , sizi pek dikkate almayan diğerleri , ailenizin size verdiği koruyucu ve güvenli ortamı sunmayacaklardır. İşte böyle bir ortamda ?ben de varım? demenizin zamanıdır. Bunun içinde kendinize güvenmeli, kendinizi sevmeli, sorunlar yaşamanın doğal olduğunu kabul ederek gerekirse diğerlerinin yardımını talep etmeli, ilk başlarda size rahatsiz gelecek yurt ve okul yaşantisini zamanla benimseyeceğinizi ve bu süreçten bir çok kazanmlarla cikacaginizi hesap ederek olaylari tekrar gözden gecirmelisiniz. Büyüme ve hayatla tek başınıza mücadele etme zamanidir.


Soru:Esim surekli cinsellikle ilgili sorunlarimiz oldugunu soyluyor. Bence sorun onun sekse benden daha cok onem vermesi .ben de veriyorum ancak onun kadar degil. Ve bu tum hayatimizi etkiler oldu. Ne yapabiliriz?.


Cevap: Su soruya yanit vermeniz gerek beraberce.. ?iliskimizde seksin rolu nedir? Ve ne olmalidir??

Cinsel uyum elbetteki bir iliskiye harika bir boyut kazandirir ancak bir iliskiyi sorunsuz surdurmek icin yeterli degildir. Sadece ilsikiyi zenginlestirir ancak iki kisi arasinda diger alanlarda var olan sorunlari duzeltemez.
Dolayisiyla yatak odasi sorunlarinizi irdelemeden once iliskinizin diger alanlarinda sorun olup olmadigina var ise bunlari nasil cozdugunuze ya da cozemediginize bakin.

Cinsellik dogal bir ihtiyactir ve bizler de cinsel varliklariz. Ancak en cok karmasa yasadigimiz alan da bu alandir. Cunku kulturel kosullanm?sl?klarimiz , yetistirilis bicimlerimiz ,bilincalti kaygilarimiz , kendimizle ve , karsi cinsle ilgili onyarg?larimiz bizi yatakodasinda etkisiz kilar, sorunlara zemin hazirlar.

Guzel ve duygusal acidan doyurucu bir ilsiki yuruten iki insan seksin iliskinin dogal bir parcasi olamsina izin verir , seksin sikligiyla ya da pozisyon sayisi veya olaganustuluguyle ilgilenmez. Uzun iliskileri olan bireylerin bilmesi gereken seksin bazen iliskinin diger unsurlari gibi azalan ve artan oneme sahip oldugudur. Esinizle bu gibi noktalarda beklenti ve sunabileceklerinizi tartisiniz..

Seksi dogru bir yola koymak icin, HER ?K? TARAF ?C?NDE, UZLASMA. KABUL VE ANLAYIS GEREKIR..


Soru : Henuz 6 aylik evliyim. surekli kavga etmeye basladik. kavgalar sudan sebeplerle cikiyor ve sonunda siddete basvuruyor esim. bir kac kez acile kaldirildim. Siddet kullandiktan sonra da birsey olmamis gibi bana yaklasiyor. Ne yapmam gerek bana yardimci olun lutfen.

Cevap: Evliliginizde siddetin olmasi iliskinizin devami acisindan olumsuz bir durum. siddet hic bir zaman onaylanamaz ve siddete ugrayan kisi tarafindan affedilmez .  Zamanla karsi tarafa biriktirilen bastirilmis ofke depresyona neden olur. Ayrica siddete ugrayan biri olarak esinizin bu tutumuna vermis oldugunuz ozellikle korku dolu ve sindirilmis tepkiler onun siddete yonelik davranisinin pekistirilmesine de neden olacaktir.
 
Siddet uygulayan tarafin amaci karsi tarafi korkutarak sindirmektir. kontrolu ele almak ancak zamanla  sahip olunan kontrolden bile yakinarak tekrar siddete baslamak bu kisilerin tipik davransidir.
 
Dolayisiyla yapmaniz gereken esinizle acikca konusmak ve siddete devam ederse bu ilsikiyi bitirmektir.
anlattiginiz durumda esinizde kisilik bozuklugu oldugu dusunulebilir ki bu durumda da psikolojik yardim almasi zorunludur .


Soru : Bir senelik evliyiz ancak henuz cinsel iliski yasayamadik. esimin vaginismus oldugundan suphe ediyorum. konu ile ilgili neler yapabiliriz. ?

Cevap: Vaginismus dolyolu girisindeki kaslarin kasilarak cinsel iliskiye izin vermemesi demektir..siklikla yasanilan bir problemdir.yrica bunun yanisira agrili cinsel iliski de eslerin yasadigi onemli sorunlardandir. oncelikle bir jinekolog ile goruserek fiziksel muayenenizi yaptirmali kadin cinselligi ile ilgili bilgilenmelisiniz.fiziksel herhangi bir sorun yok ise olaya psikolojik acidan yaklasmak gerekecektir.

Vaginismus ta onemli olan kadinin cinsellikle ilgili yargi ve tutumlari ile esine olan duygusal yakinligidir. cinselligi aci verecek birsey olarak algilayan veya esine yeterince ilgi duymayan bir kadin iliski sirasinda kendini kasacaktir. Bu nedenle iliskide bulunan taraflar cinsellikle ilgili yargi ve korkularinida birbirlerine cekinmeden aciklamali cinsellikle ilgili konusabilmelidirler. her ne kadar eslerin kendi gecmislerinden getridikleri bir takim kalip yargilari olsa da bunlar beraberce konusularak degistirilmesi gerekler degistirilmelidir. iliskiler yasayan sureclerdir. cinsellik te yasandikca zenginlesir duygular paylasildikca haz alma yogunlasir. sorunu esinizle beraber cozemiyorsaniz bir uzmana beraberce basvurmaktan cekinmeyiniz. unutmayin ki bu alanda yasanan sorunlar evliligin diger alanlarina yansiyacaktir.


Soru: 15 yasindayim ve birine asigim ancak ona duygularimi ifade edemiyorum.surekli aklimda sürekli teneffuslerde karsimda. Geceleri uykularim kaciyor .bana bir yol gosterin.

Cevap: Yapabileceginiz en dogru hareket o kisiyle konusup duygularinizi ona acmanizdir. Reddedilebilirsiniz ancak hic olmazsa onu daha fazla hayallerinizde yasatarak kendinize eziyet etmezsiniz. Ayrica kendinizi ifade etmenin huzuru ve guvenini de unutmayin.

Ask acisinin recetesi henuz bulunmadi:)



Soru : Son gunlerde oglum cinsel organiyla siklikla oynamaya basladi. Kendisi 5 yasinda. Ailecek salonda oturdugumuzda bu durum bizi cok rahatsiz ediyor. Bagiriyor ve yapmamasini söylüyoruz ancak bizi dinlemiyor hatta gözümüzün içine baka baka yapiyor. Ne önerirsiniz?


Cevap: Cocuklar cok küçük yaslardan itibaren cinsel organlariyla oynamaya baslarlar. Bu durum ebevynleri ürkütür ve endiselendirir. Oyski cocukta cinsel ilgini en yogun oldugu dönemler okul öncesi dönemlerdir. Oglunuzun davranisi normal kabul edilebilir ancak ne coklukla yaptigina dikkat etmenizi öneririm. Sizlerin sandigi ölçüde korkulacak br durum olmamakla beraber yine de üzerinde durulmasi gereken bir seyler vardir. Ilgisizlik , aile içi sorunlar ve esinizle olan iletisiminiz, çocunuzla kurdugunuz diyaloglar öenmlidir. Onu korkutmadan , elestirmeden ilgisini baska yönlere çekebilirsiniz. Yildirma ve sindirme cocukta daha kalici ruhsal problemlere neden olabilir.


Soru (Yeni): Psikologlar her seyin caresimidir?

Cevap: Kesinlikle hayir. Hayat psikoloji kitaplarinin disindadir ve psikologlarin yardim alanlari da sinirlidir. Çare , psikolojik yardim talep eden bireyin degisim ve gelisim istegiyle sinirlidir.

Sürekli sizlanmak, degismek veya sorunlara çözüm üretmek( ?uygulamaya geçirmek) adina hiçbir sey yapmamak zaten basli basina bir sorundur. Bu nedenle psikologlar la iletisime girmeden önce ? degisime ne kadar hazirim ? sorusunu da kendinize sormaniz gerekiyor. Sihirli sözcükler veya her seyi güzellestirecek receteler yoktur.

Önemli olanlar, kendimizle yüzlesebilmek, nasil daha mutlu olabilirim sorusuna yanit aramak, baskalarini ve kendimizi daha özgür kilmak icin hayati oldugu gibi kabul etmektir.


Soru : ESIMIN BENI BIR BASKASIYLA ALDATTIGINI OGRENDIM.ANCAK BUNU SORDUGUMDA INKAR ETTI.ZATEN UZUN BIR SUREDIR ILISKIMIZ Her YONDEN COK KOTUYDU.NE YAPMAM GEREKTIGINI BILMIYORUM.YARDIMCI OLURSANZ SEVINIRIM.

Cevap: Bir iliskide ihanet iliskiyi cikmaza sokar. Cunku taraflar bir araya gelirken birbirlerine sadakat sözü verirler. Ancak zamanla degisen kisilikler, beklentiler ve ortamlar aldatiya zemin hazirlar.

Genelde en cok kirilan aldatildigini ogrenen taraf olur. Özellikle evlilik disi iliski, evli ciftlerin ? biz benligini? onarilmaz bir bicimde yaraladigindan bu sorunla bas edebilmek icin her iki tarafinda caba gostermesi kacinilmazdir.

Esiniz aldattigini kabul etmiyor. Bu da basli basina bir sorundur. Bu durumda siz hem esinizin sizi aldatmasi ile hem de bunu inkar etmesi ile bas etmek durumundasiniz.

Sorununuzun çözümü için öncelikle esinizle yapici bir diyalog kurmaniz ve onunda size bu konuda destek vermesi gerekli. Eslerarasi iletisimsizligin temelinde eslerin ortak bir dunya kuramamalari yatar. Bu noktada evliliginizi beraberce sorgulamali, bitmis heyecanlarin yerine yenilerini koymaya calismali, yeni beklentiler olusturmali ve hem kendinizi hemde iliskinizi yeniden gözden gecirmelisiniz..bu yaptiklariniz size doyum veriyorsa evliliginize devam edersiniz. aksi halde, gerektigi zaman bir iliskiyi bitirebilme hakkinizi kullanirsiniz.


Soru : ASIRI KILOLUYUM. OKULDA ARKADASLARIM YUZUME KARSI DEMESELERDE ARKAMDAN KONUSUYORLAR HIC ERKEK ARAKADASIM DA OLMADI.BEGENDIGM COCUKLAR BENI BEGENMIYOR.BUNALIMA GIRDIM.YARDIMCI OLURMUSUNUZ ACABA?

Cevap: Arastirmalar fazla kilonun hem fiziksel saglik hem de sosyal hayat uzerinde olumsuz etkilerine dikkat cekmekteler. Cagimiz zayiflik cagi oldugundan sismanlik ozellikle genclik doneminde özguven yitimine, asagilik komplekslerine, ice kapanmaya, pasif saldirgan davranislar ve uzun vade de depresyona neden olmakta. Yapmaniz gereken, dengeli beslenmenin gereklerini unutmadan vermeniz gereken kilolari vermek icin harekete gecmeniz. Bu konuda bir uzmandan destek alabileceginiz gibi kendi kararliliginiz ve iradenizle de yapabileceginiz bir rejim programi planlayabilirsiniz. Unutmayin ki uygulamak istediginiz rejim bicimi sizin yemek aliskanliklariniza, hedeflediginiz kiloya, abur ?cubur yeme ile ilgili davranislariniza uygun olmalidir. En önemlisi de hemen bugun harekete gecmenizdir.


Soru :Daha evvel alkol ile hiçbir problemim olmamasina ragmen,esimle olan beraberligimiz basladigindan itibaren asiri derecede alkol aldim. Esimle sorunlar yasadigimi, defalarca O'na göre "hak ettigim için" siddetli dayak yedigimi,çesitli hakaret ve asagilamalara maruz kaldigimi söylemeliyim. ..Esimde alkol aliyor..ne yapmaliyim?

Cevap: Eslerden biri alkol kullanirsa digerininde kullanmasi olasidir. Karsilikli etkilesim surecinde alkolik birey karsisindakini de alkola alistiracaktir. Buna karsi koyamadiginiz goruluyor. Alkole ek olarak dayak ve her türlü asagilamaya da maruz kaldiginizi belirtiyorsunuz..Bu sartlarda esinizle neden beraber oldugunuzu sormak isterim. Kimsenin "dayagi hak ediyor" gibi bir  mazareti olamaz. Siz izin verdiginiz sürece esiniz size fiziksel siddet uygulayacaktir. Dayak hak edilmez, sadece kaba kuvvetin üstünlügü söz konusudur. Hastalikli bir ruh yapisinin ve üstünlük kurma arzusunun göstergesidir dayak.

Alkol alarak cevrelerine zarar verenlerin klasik savunmasi olan "ictigimde kisiligim degisiyor" lafi yalandir. Alkol sadece var olan  ancak bastirilan kisilik yapisini tetikler. Alkol alarak normalde yapmak istediklerini yapamayanlar davranislarina alkolu mazaret gösterirler. Alkol almadiklarinda da cok uyumlu ve dingin goruntu verirler. Bu noktadan hareketle esinizi ve iliskinizi yeniden degerlendirin.Esinizle beraber psikolojik tedavi almaniz gerekmektedir. Bu iliskide gunah kecisi olmamak icin caba gostermeli, alkolden kesinlikle uzak durmalisiniz.

Gerekiyorsa size zarar veren bu iliskiyi bitirin..


Soru :Bir sürü iliskim oldu..Ve sonucta hala yalnizim..bu aslinda benim tercihim degil ancak kendim icin dogru olani bulamadim. Acaba hata bende mi?

Cevap: Oncelikle belirtmek isterim ki dogru insani aramak beyhudedir..Bizler kendimizle uyumlu oldugumuz oranda saglikli iliskiler kurma sansina sahibiz..Karsimizdaki kisinin dis görünümüne veya bizim icin neler yapabilecegi, bizi mutlu edip-etmeyecegi gibi konulara odaklanmaktansa, iliskide nasil gorundugumuze, ne oldugumuza ve neyi istedigimize, iliskiye neler katabilecegimize  konsantre olmakta fayda var. Saglikli bir iliskili dengeli bir iliski demektir. Verilenler ve alinanlar arasinda bir denge söz konusudur. Aldiginizdan cok vermeyi veya verdiginizden cok almayi hedeflemeden, ince hesaplara girmeden hoslandiginiz kisi ile beraberken sadece o anin keyfini cikarmak, gereksiz kusku ve vesveselerle iliskiyi yipratmamak gerekir.Bir iliski sabit ve duragan degildir aksina her gecen gunle yenilenen, degisen bir yapiya sahiptir. Ayrica karsilikli meydan okumalar, kisilik savaslari iliskilerin dogasindadir.

Bir iliskiden neler beklediginiz de onemlidir. Kendimizle ilgili gerceklere yasadigimiz iliskiler sonucu ulasma sansimiz da vardir. Siz nasilsaniz kurdugunuz iliskiler de oyle olacaktir. Iliskilerinizden doyum alamiyorsaniz, karsinizdakilerden once siz degismelisiniz..


Soru :Ekonomik ? siyasi kriz derken, simdi de savas ortamina giriyoruz.  TV'lerde ki savas cigliklari, bombalama goruntuleri hem bizi hem de cocuklarimizi etkiliyor.  Bundan kurtulmak icin TV seyretmemek cozum mudur ?

Cevap: Maalesef, gerek yazili gerekse gorsel basinda umitsizlik, karamsarlik, aci, dehset, caresizlik gibi duygulari barindiran "Teror Eylemleri" sikca vurgulaniyor.

Hele ki bizler, ulke olarak subat ayindan bu yana eko-siyasi bir krizinde icindeydik.

Surekli savas haberleri ve ABD ' deki terorist saldirilarla ilgili haberleri izlemek depresif duygularina yol acabilir.  Bundan kacinmamiz guc ancak savasin da hayatin bir parcasi oldugunu dusunerek gunluk yasantimiza devam etmek durumdayiz.  Cozum olmasa da ozellikle cocuklarimiza bu goruntuleri izlettirmemenin onemini de yadsiyamayiz.  Sayet onlarla beraber TV karsisindaysak, sorularina cevap vermeli, duygularimizi ( ofke, endise, korku gibi ) onlarla paylasmaliyiz.  Unutmayin ki bircok PC oyunu savas temalari icermektedir ve bunlarla oynamaktan, cogunluk zevk almaktadir.  Hollywood' un film senaryolarinda da teror bas konudur.  Teror izleyenler olarak, gerceklestiginde de olusturacagi karamsarlik ve cokusle basedebilmeliyiz.  En azindan artik " bu " bizim basimiza gelmez diyemiyoruz.

            Global teror , global empatinin de kapisini aralayacaktir.


Soru :Ekonomik krizle beraber hayatim altüst oldu.Aile ilskilerim bozuldu. Ödeyemedigim cekler ve döviz borclarim nedeniyle uykusuz geceler geciriyorum. Esimle surekli kavga ediyorum, hirsimi ondan cikariyorum.Ruhsal dengem bozuldu bana yardim yollari gosterin lutfen...

Cevap: Ne yazikki krizlerin bitmedigi bir ülkede yasiyoruz.Boyle bir ortamda ruh sagligini korumak cok güctür.Cunkü bireyler yasamasal ihtiyaclarini karsilayamadiklarinda hem kendileriyle hem de cevreleriyle olan iliskilerinde saldirgan, sinirli, gergin, uyumsuz ve de asiri kaygili olacaklardir.Bu kacinilmaz bir durumdur.

Sistemlerin de ruh hastasi üretme potansiyelleri vardir. ?htiyaclar hiyerarsisinde aclik, uyku, barinma ihtiyaci gibi gereksinimler sosyal gereksinimlerden once gelir. Toplumumuzun yasadigi ekonmik sorunlar, bizler icin yasamimizin her alaninda engelleyici nitelik tasimaktadir.Kendimiz ve ailemiz icin ongördügümüz yasam standardina ula?amamak, ruhsal bosalim ve doyumumuzu engellediginden gerginlikler yasamamiz cok dogal.

Hele ki bir de bu durum sizin disinizda gelisen olaylardan kaynaklanmissa ve de sizin katkiniz olmadigini düsünüyorsaniz yasayacaginiz öfke daha da yogunlasacaktir. Ancak öfke ve hirsiniziin sonucu esinizi incitmeniz, sevdiklerinize zarar vermeniz, belki de huzur bulacaginiz tek atmosferi de zedelemketedir.Bu gibi durumlarda aile icinde güc birligi olusturulmali ve aile üyeleri birbirlerine duygusal destek vermelidir.

Unutmayin ki ekonomik sorunlarin nedeni esiniz veya cocuklariniz degil, onlara bagirip cagirarak ceklerinizi veya borclarinizi odeyemezsiniz. Biriken ve de sizde psikosomatik rahatsizliklara yol acabilecek öfkenizi gidermek icin spor, resim, yazma gibi eylemlere yonelebilir, zihinsel düzenleme ve gevseme tekniklerinden faydalanabilirsiniz.

Bunlar icinde bulundugunuz bu durumda size sacma gelebilir ancak bazen degistiremeyecegimiz seyleri kabul etme olgunlugunuda gosterebilmeliyiz,kendimiz icin!!!


Soru: Cok sinirliyim cevremdekiler de oyle soyluyorlar..Yanl?slara ve tersliklere tahammulum yok.I? ortam?nda iki yüzlü ili?ikilere dayanam?yorum ve surekli surat? as?k , gulmeyen, asabi biri oldum. Bana onerileriniz olabilir mi acaba?

Cevap:  Ofke, insan?n en temel ve en önemli duygularindan biri ve yasami surdurmek icin  gerekli. Kendimizi korumak zorunda kalinca normalde yapamayacagimiz seyleri öfkeli olunca yapabilme gücü buluyoruz.?tilmislik, anlasilmamak, yalnizlik, kiskancli ve haksizliga ugradigini düsünme, öfkeye zemin hazirlar.Bu duygularin olusumunu kontrol edemeyiz ama ifade edilis tarzini ve bu duyguya yol acan düsünce bicimimizi kontrol edebiliriz.

Ofke duygusu ve ifadesinde de büyük bir paradoksla karsi karsiyayizdir.Eger kizginligimizi ifade edersek kötü oluruz, bastirirsak öfke hiddete dönüsür ve kötü oluruz, eger reddersek hislerimize guvenmemeyi ogrenerek yine kötü hissederiz.Sonucta öfke bize kendimizi kötü hissetme ve sucluluk duygusunu da yasatir.Isyerleri, bastirilan ofke icin ideal ortamlardir. Haksizlik yapan patrona kizamazsiniz cunku sizi isten atma tehlikesini goze alamazsiniz.Yalanci ve cikarci arkadasinizla yüzlesemezsiniz cunku arkanizdan cevirecegi dolaplardan ürkersiniz.

Önemli olan ofkenizin varligini kabul etmeniz ve kendinize kizmak icin izin vermenizdir.Mesela, "su an öfkeliyim, su nedenle, bana yaklasmayin"  mesaji etkili olabilir.Ayirca öfkenizin olusumuna yol acan düsünce biciminizi de belirlemeniz iyi olacaktir.Mesela, "beni adam yerine koymuyorlar" , "haksizliklara dayanamiyorum" "ben calisiyorum o yalaka odullendiriliyor"  gibisinden düsünüyorsaniz, unutmayin ki hayat adil degildir.

Ofkenin ruhsal ve bedensel sagliginiz uzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmek icin cesitli nefes egzersizleri ogrenmek, yeni düsünce bicimleri gelistirmek veya o ortamdan ayrilmak gibi secenekleriniz oldugunu unutmayiniz


Soru: Sevgilimi cok kiskaniyorum.Baskalari ile konusmasi beni deli etmeye yetiyor.Tabii tepki gösterince de kavga cikiyor.Ilskimiz bu nedenle bitecek.Kendimi nasil kontrol etmeliyim?

Cevap: Kiskancligin temelinde kendimize olan güvensizligimiz yattigi gibi bu duygu cok karmasik süreclerinde etkisinde gelisebilir.
Kim ne derse desin, her iliskide var olan bir duygudur kiskanclik ve sürmekte ola iliskilerimizde kiskincligi bir sorun olarak algilamamiza ragmen bu duygumuzun sevgimizden kaynaklandigini düsünürüz.Ve " KISKANMAYAN ASIK OLMAZ" tezini de kabul ederiz.
 

Kadin ve erkek, her iki cins te eslerinin kiskancligiinin onlarin yogun sevgisinden kaynaklandigini düsünürler.arastirmalar da bunu desteklemektedir.
Hatta romantik bir iliskide kiskancligin olmamasi daha kötü bir durum olarak algilanabilir de.

Sevgilinizi kiskanma nedenlerinizi önce kendinize sonra ona, acik ve net bir sekilde ifade ediniz.Bu duygunuzu paylastiginiz oranda bazi düsüncelerinizin asilsiz oldugunun farkina varabilirisiniz.

Ancak, sevgilinizin size ihanet edebilecegi endisesine karsi bir savunma olarak ta kiskanclik duygunuz olusabilir.Veya sevgiliniz sizi kiskandirmak amacini gütmektedir.Bu nedenle bu duygunuzu harekete geciren düsüncelerinizi, sevgilinizn yarattigi ortami iyi analiz ediniz.

Sayet, sevgilinizin sizi kiskandirma konusunda bilincli cabalari yoksa ve siz onun her halinden " NEM KAPIYORSANIZ"  kisiliginizle ilgili sorunlarinizi irdelemelisiniz.Unutmayinizki kiskansanizda kiskanmasinizda karis taraf sizi aldatma niyetindeyse aldatacaktir. Dolayisiyla kiskanclikla golgelenecek bir iliski yerine dostluk ve aciklikla bezenmis bir iliski kurmayi deneyin.


Soru: Ailemle aramda kusak catismasi var.15 yasindayim.Ailem benden hep mukemmeli istiyor.kendimi "porselen bebekler" gibi hissediyorum.Herseyin, yemek-icmekle, alip-giymekle olacagini saniyorlar.Ama tecrübe yasamama izin vermiyorlar.Ne yapmam gerek?

Cevap: Ne yazik ki, dogumlarindan itibaren cocuklarimizi gereginden fazla korur ve denetleriz.Böylece cocuklarimizin hayati yasayarak degil, bizim kararlarimiz dogrultusunda tanimalarini isteriz.Ve yine maalesef ki, pek cok ana-bab, kendi yapamadiklarini, olamadiklarini cocuklarindan beklemekte, onlarin gercek potansiyelerini görmemezlikten gelmektedirler.

Mutlaka ki herkes cocugunun iyi yetismesini ister ancak bu istek cocuklarimizin kiisiliklerine, haklarina, deger ve dogrularina karsi kör olmamizi gerektirmez.

Kusak catismasi, algilama farkliligidir.Ana-babaniz sizi anlamak, dinlemek yerine, kendi istek ve beklentilerini size empoze etömeye calisarak, aranizdaki iletisimi kestiklerinden habersizler sanirim. Ancak, siz onlarin düstügü hataya düsmeyin lutfen.

Anne ve babanizla acik ve net bir sekilde konusun, kendinizi anlatin onlara..bikmadan usanmadan.Göreceksiniz ki sonunda uzlasabileceginiz bir nokta bulacaksiniz.Beklentilerini sorun onlara..neden bunlari sizden beklediklerini de?

Size iclerini acacaklardir.elkide cok güzel bir iletisimi baslatacaksiniz...Siz, baslatacaksiniz..


Soru: Cocukken aile icinde cinsel tacize ugradim.Ort bas  edildi.O gunden bu yana erkeklerle olan iliskilerimde hep sorun yasiyorum onlara  guvenemiyorum, hircinim, ofkeliyim., kendini lanetlenmis hissediyorum..bana  yardimci olur musunuz?

Cevap: Unutmayin ki, taciz edilmis  olmak sizin hataniz degildir ve siz bunu haketmediniz.Hata tamamiyle sizi taciz  eden kisinindir.Sizin utanilacak ce saklayacak hic bir seyiniz yok, Once bunu  kabul ediniz.

Muhakkakki bu olay, insanlara guven duygunuzu zedeledi, Ofke ve  nefretinizi cevrenizdeki erkeklere genellemenize neden oldu.Ancak umitsizlik  duygularina dusmeden, nefret ve kizginliginizi kabul edin.Cevrenizde  duygularinizi paylasabileceginiz biri mutlaka olmali.
 

Ancak gecmiste sizi  yaralayan , ruhunuzu inciten bu olayin, geleceginizi karartmasina izin  verip-vermemekte sizin elinizde..Kendinizi cezalandirmayin ve kendinize karsi  yikici olmayin.Yasayacaginiz ve yasiyor oldugunuz birlikteliklerde, sizi olumsuz  davranmaya yonlendiren dusuncelerinizi irdeleyin ve ilisikilerinizin yasadiginiz  taciz olayi ile golgelenmesine izin vermeyiniz.

 
Gerekiyorsa gecmisi duygusal  acidan tekrar yasamanizi saglayabilecek psiko-drama gruplarina  katiliniz.Unutmayiniz ki, ikinci kez yasanan gercek birinciden kurtulustur.


Soru : Pokemon salgini cocuklara siddeti ögretiyor olabilir mi?

Cevap:  Çocuk oyuncaklari, özellikle erkekler icin olanlar zaten kendi içinde siddeti barindiran oyuncaklardir(mesela, silahlar, savas araclari gibi)

Pokemonlar ile cocuklarda siddet egilimi arasinda onemli bir iliski oldugunu gösteren bir arastirma bulgusu bilmiyorum.

Normal cocuklarin gercek ile fantazeyi ayirtetme becerileri vardir.Ayrica gunluk hayatimiza baktigimizda siddetin her yerde oldugunu  (TV lerde , sokakta, hatta evleimizin icinde)  oldugunu görüyoruz.Önemli olan ebeveynler olarak bizlerin siddeti bir davranis bicimi olarak benimsememesidir.Siddeti her firsatta kinayan ve siddet yanlisi olmayan bir yetiskin cocuguna bu konuda iyi bir örnek olacaktir.

Dr.Robert Epstein' in su saptamasi ilginctir(güncel psikoloji dergisi, sayi 2):

"2. Dünya savasindan kisa bir süre sonra doganlar son derece bariscil insanlar oldular ve bu insanlar savas alani gibi yerlerde, Pokemonu bile havaya ucuracak silahlarla yetismislerdir." 


Soru : Kendi cinsime ilgi duyuyorum.Escinsel olabilir miyim?

Cevap: Escinselligin tanimini yapmak kolay degildir.Kinsey" e göre, "bir escinsel kendi cinsiyetindeki bir üyeyle orgazman ulasacak iliskisi olan bireydir.

Bunun yanisira escinsellik yalnizca bir cinsel davranisa indirgenemez.Bireyin kendicinsine karsi duyulari ve bireyi derinden etkileyen tutum, duygu, yeg tutma ve duygusal degerlendirme söz konusudur.

Dr. Robert Epstein, söyle bir yorum getirmis:

"Yaygin kaninin aksine, escinsellik ya hep ya hic türünden bir sey degildir.Bir erkek özellikle kadinlara ya da erkeklere ilgi duyuyor olabilir ya da cogunlukla kadinlara ama arad sirada erkeklere ilgi duyabilir veya genelde erkeklere ilgi duyabilir ama nadiren kadinlarla ilgilenebilir.Siz kendinize escinsel dediginiz zaman escinselsinizdir"(GÜNCEL PSIKOLOJI DERGISI,sayi 2) .


Soru : Esim her aksam iciyor..icince de bize kotu davraniyor..tedavi ol dememize  ragmen tedaviye yanasmiyor..Ne onerirsiniz..?

Cevap: Duzenli araliklarla alkol almak ve almadan duramamak bagimlilik gostergesidir...   Ancak unutmayinizki hic bir alkolik  " BEN alkoligim "  demez...Dolayisyla kisi, farkinda olmadan bataga duser...Her aksam masum bir kac kadehle baslayan alkol dostlugu, zamanla gereksinim haline gelir ki; bu nokta da vakit gecirilmeden alkol tedavisine baslanmalidir..

Alkolik hem kendisini hem de cevresindekileri yipratacagindan, alkol tedavisinde ailenin tumu ile gorusmeler yapilir...Tedavinin baslamasi ve basarili olabilmesi icin bireyin öncelikle,"ben alkoligim"   demesi ve de "alkol tedavisine baslamam gerek"   kararini almasi önemlidir...

Esinizi bir an once tedavi olmasi konusunda ikna etmeli ve bir uzmana basvurmalisiniz..


Soru : Panik atak tanisi aldim.ve ilac tedavisi goruyorum.ancak kendime yardimci olmam icin neler yapmam gerekiyor?

Cevap: Panik atagin tedavisinde kullanilan ilaclar  hormanal faaliyetleri duzenler...Ilac tedavisi ile beraber yurutulebilecek psikoterapi hastaligin iyilismesi ve hastanin paniklerle  basa cikma becerileri gelistirmesi surecini hizlandirir..

Panik atak tanisi almis bireyin karakteristik ozelligi, beden duyumlarini surekli gozden gecirmesi, pek cok insanin farkedemedigi duyumlarda yogunlasmasidir..

Temelinde ölüm korkusu vardir..kalpte hissedilen hafifi bir carpinti  " ölüyorum  " düsüncesiyle desteklenince ataklar baslar..

Öncelikle doktorunuzdan hastaliginiz ile ilgili ayrintili bilgi alarak , olusum nedenleri uzerinde tartisiniz..dusunce yapinizin panik ataklarinizi baslatabilecegini asla unutmadan mevcut dusunce sisteminizdeki  olumsuz dusunceleri ayiklamaya calisiniz..

Size hic bir faydasi olmayan , sadece ve sadece hayatinizi guclestirmeye yarayan olumsuz dusuncelerinizi tespit etmeniz zor olabilir..bu nedenle bir gun icinde akliniza gelen tum olumsuz düsünceleri  ve  bunlari ne siklikla dusundugunuzu  bir kenara not ediniz...daha sonra dusuncelerine guvendiginiz biri ile bunlari tartisiniz..

Bu egzersiz size gunluk hayatinizda sikca dusundugunuz..olumsuz otomatik dusuncelerinizi  saptamaniza yardimci olacaktir..bu dusunceler spontandirlar, kendiliginden olusurlar. Performansinizi olumsuz etkilerler, sizi mutsuz kilarlar..

Boylece panik nobetleriniz oncesinde ?muhtemel- olumsuz dusuncelerinizi tespit etme becerisi gelistirebilirsiniz..ayrica paniklediginiz anlar da dikkatinizi baska seylere yoneltmeyi ve bu surecte gevseme egzersizleri yapmayida deneyebilirsiniz..

Unutmayinki hastaliginizin dinamigini anlarsaniz bas etmeniz o oranda kolaylasacaktir... 


Soru : Down sendromlu bir cocugum var.Ona yardimci olamadigimi hissediyorum, cok mutsuzum, cevrem tarafindan surekli suclandigimi hissediyorum.Cildirmak uzereyim..

Cevap: Digerlerinden farkli bir cocuga sahip olan ana-babalar, cocuklarini reddetme, ozuru kabul etmeme, kendini suclama, hayalkirikligi, isyan gibi duygulanimlar yasarlar.

Daha sonra da "cocuguma nasil yardimci olabilirim"  sorgulamasi baslar.Sonucta her aile kendi degerler sistemi cerceveinde sorunlar yasamaya baslar.

Kendinizi suclamanizin veya cevrenizdekilerin sizi suclamasinin mantiksal bir dayanagi yoktur.

Ailenizin, arkadasliga, dostluga kisaca duygusal destege ihtiyaci oldugu bu donemde, sizin de duygusal acidan mumkun ol udgdunca guclu olamaniz onemli..oncelikle ocugunuzun hastaligi ile ilgili olarak doktorundan ayrintili bilgi aliniz.Bu bilgilet, cocugunuzla iletisimde size isik tutacaktir.Dikaktinizi ve ilginizi cocugunuzun zayifliklarina ve yapamadiklarina degil, basardigi ve yaptigi islere yonlendiriniz.

Cocugunuzun, ozurunden asla ve asla utanmayiniz, onu toplum icine cikarmaktan cekinmeyiniz, onu saklamayiniz.

Zihinsel engelli cocuklar icin acilmis egitim kurumlarina basvurarak cocugunuzun egitimini organize ediniz.


Soru : Bir gunluk yasam icinde kendimi surekli baskalarini elestirirken buluyorum..sanki elimde degil..otomatik olarak herkesin olumsuz yanlarini goruyorum..acaba "elestirme hastaligi "  diye sey var mi?

Cevap: Surekli baskalarinin hatali yonlerini gozlemlemek ve elestirmek sizi mutsuz kilacaktir.Muhakkak ki hepimizin yanlislari, olumsuz yonleri vardir ancak bunlarin surekli olarak yuzumuze vurulmasi rahatsiz edici olabilir.dusunun , sizin hatalariniz ve olumsuz davranislariniz yok mu?Tabiiki var ve dostalariniz tarafindan uyarilmak hosunuza gider..ancak bu elestirilerin surekli yapilmasi ve karsi tarafin  yalnizca sizin olumsuz yonlerinize odaklanmasi sinirlerinizi bozacaktir.Surekli baskalarini yargilamak ve olumsuz olmak cesaret kirici bir ortam yaratir ve hic kimse de bu tip insanlarin cevresinde olmak istemez.Her seyi ve herkesi oldugu gibi kabul etmeniz ancak degistirebileceginiz seyler icin mucadele etmeniz gerekir


Soru: 5 yasinda yuvaya giden bir oglum var. Ancak son zamanlarda huyu degisti, yalan soyluyor ve de bizle yemek yemiyor. Bir kac kez patakladim...Yanlis oldugunu biliyorum ancak ben de bunaliyorum...Ne yapabilirim?

Cevap: "son zamanlarda huyu degisti "  diyorsunuz.Acaba bu surecte yasantinizda onemli bir degisiklik oldu mu?

Cocuklar rahatsizliklarini sozle ifade edemediklerinde bir takim davranis bicimleri gelistirebilirler.Bunlar da huzursuzluklarinin, rahatsizliklarinin, mutsuzluklarinin gostergesidir.

Ebeveynler olarak cocuklarinizi yargilamadan once,  " neden ve nicin boyle yapiyor" sorusunu cevaplamalisiniz.

Yuvada ki sosyal ortamdan kaynaklanan rahatsizliklar olabilir, yuva psikologu ile iletisime gecebilirsiniz.Ayrica her ne olursa olsun SIDDET BIR ILETISIM DILI OLMAMALIDIR. Bunun karsiligini pasif saldirganlik veya hircinlik ile alirsiniz.

Cocugunuzun duygu ve dusunce dunyasina girerek onu anlamaya calisiniz..

Mutlaka sizinde sorunlariniz vardir ancak cocucklarla iletisimde bu sorunlarimizi kapinin disinda birakmak gerekir. Sayet denemelerinizden bir sonuc alamiyorsaniz bir uzmana basvurunuz.


Soru: Esimle son zamanlarda hic anlasamiyoruz.Benim "ak"  dedigime o "kara"  diyor.Ayrica tartismalardan sonra hatali da olsa hic ozur dilemez, hep ben dilerim ..her zaman ben suclu degilim ya...Neden boyle yapiyor anlamiyorum...

Cevap: Evlilik farkli karakterde olan kisilerin bir yasami paylasmak ve beraberce sorumluluk almak uzere ciktiklari bir yoldur.

Farkli karakterler farkli beklentiler, farkli beklentiler de farkli davranislar demektir.Oncelikle esler birbirlerinin kisilik yapilarina saygi duymali, kendilerine yapilmasini istemedikleri seyleri eslerine yapmamalidirlar.Bir evlilik esler arasi saygi bittiginde bitmis demektir saygi da karsimizdakinin bizden farkli oldugunu kabullenmektir.

Kavgalardan sonra birbirinize soylediginiz  "ozur dilerim seni kirdim" lafi soyleyen kisi de bir alcalma duygusuna sebep olmamali  aksine ilskiyi onaran ve onore eden bir tavir olarak aliglanmalidir.

Esiniz sizden ozur dilemiyorsa bunun nedenlerini tartismalisiniz.belki de bu tavrin kendisini kucultebilecegini dusunuyordur.ki bu dusunce bicimi yanlistir.kisi ozur dilemekle alcalmaz aksine yucelir..

Unutmayiniz ki tek tarafin fedakarligi ve gayreti ile evlilik yurumez..yuruyenler ise zorunlu beraberliklerden baska bir sey degildir..mutluluk birlikte cabayi gerektirir.


Soru : Problemlerim icin cesitli psikologlara gittim. Degisen bir sey yok...Sizce neden?

Cevap: Bir terapinin amaci degisimdir ancak degisim sizin kontrolunuzdedir, siz istemezseniz veye direnc gosterirseniz degisim olmaz..

Dolayisiyla problemlerinize sahip cikmak ve onlarla mucadele etmeye karar vermek zorundasiniz.

Ciktiginiz bu yolda psikolog, sizi kendinizi ifade etmeye yonlendiren, kendi gucunuze inanmaya cagiran, bir seyler yapmak icin sizi yureklendiren ve degerli oldugunuza sizi inandirmaya calisan biridir. 


Soru : Depresyon gecirdigimi soyluyorlar. Cesitli doktorlara gittim ancak verilen ilaclarin faydasi olmadi. Yan etkileri de cabasi. Ne yapmam gerek?

Cevap: Depresyon inatci ve suregelen bir hastaliktir. Doktorlarinizin verdigi ilaclari kullanmali kontrolerinizi titizlikle takip etmelisiniz. Ilaclar zamanla doktor kontrolunde degistirilebilir.

Ilacin yanisira psikoterapi almanizi da oneririm. Depresyonu besleyen ve yerlesmesini saglayan dusuncelerinizin ve tutumlarinizn irdelenmesi gerekmektedir.

Ayrica hastaliginizla ilgili bilgi sahibi olmalisiniz..Bu noktada doktorunuzun sizi aydinlatmasi, hastaligin olusumu ve gelisimi ile ilgili sizi bilgilendirmesi onemlidir. 


Soru : Aksamlari is donusu kendimi cok yorgun hissediyorum, surekli basim agriyor. Esim de ev islerinde bana yardimci olmuyor, herseyi hazir bekliyor...Cocuklar ev isi ve meslegim arasinda sikistim kaldim. Ne yapmaliyim?

Cevap: Surekli basagriniz icin oncelikle bir doktora giderek fiziksel muayeneden gecmelisiniz. Sayet neden psikolojik ise, ev ve is ortaminiz arasinda sizi mutlu kilacak bir denge kurmalisiniz.UNUTMAYINIZ KI

a-    Evlilik sorumluluklarin esit dagitilmasi gereken bir birlikteliktir.Hic kimse kaldiramayacagi yüklerin altina girmemelidir.ev islerinde KESINLIKLE BIR PAYLASIMA GITMELI, PAYLASACAGINIZ ALANLARI esinizle tespit etmelisiniz.

b-    Basagrinizin psikolojik kokenli oldugu tespit edilirse, iliskilerinizde ki tutumunuzu gozden gecirmenizi oneririm. Duygu ve dusuncelerinizi icinize atmamali karsinizdakine ifade etmelisiniz. Ifade edilemeyen dusunceler, surumcemede birakilan sorunlar zamanla psikosomatik rahatsizliklara ( psikolojik travmalarin bedensellestirilmesi ) donusebilir.

c-    Oncelikle kendi huzurunuzu saglamalisiniz, siz huzursuz olursaniz, çevrenizdekiler de olacaktir. Kimseyi kirmamak icin kendinizi kirmaktan vazgeciniz. 


Soru : Sinavlara girmeden once asiri derecede heyecanlaniyor tum bildiklerimi unutuyorum oysa ki cok calisiyorum ama heycanim yuzunden basarisiz oluyorum.simdi  ÖSS ye hazirlaniyorum..Yardimci olurmusunuz?

Cevap: Sinav kaygisi belli duzeyde olursa bireyi guduleyeceginden yararlidir, ancak sizdeki gibi basarisizliga neden oluyorsa irdelenmesi gerekir.

Oncelikle sinavlar ve basari ile ilgili dusunce ve beklentilerinizi bir kagida yaziniz. Bunlar sizin sinav kayginizi olusturan nedenler olabilir.

Calisma stilinizi gozden geciriniz, ezbere dayali dersler genelde kaygiyi yukseltir ve maalesef egitim sistemimiz de sinav kaygisi yaratacak ogelerle doludur. Basarisizliginizin nedeni etkisiz ders calisma stilinizde olabilir.

Beklentilerinizle yapabilecekleriniz arasinda bir uyum saglamalisiniz. Gercek performansinizin uzerindeki beklentileriniz kayginizi artirabilir dolayisiyla beklentilerim ve yapabileceklerim  basliklari altinda kendinizi degerlendiriniz.

Kayginizin nedenlerini usta bir cerrah gibi, duygu ve dusuncelerinizi analiz ederek bulabilirsiniz. 


Soru  : Bir sure once esimden bosandim. Bir kizim var. Sonzamanlarda cok hircinlasti, surekli babasi ile ilgili sorular soruyor, ondan nefret ettigini söyluyor.Okuldan sogudu, gitmek istemiyor, arada sirada yatagina isedi.Ne yapmaliyim? Bosanmamizin etkileri olmus mudur? Ona haksizlik mi yaptik?

Cevap: Evlilik iki ayri kisiligin, sevgi ile yasami biarada  surdurme anlasmasidir.Ancak anlasamayan ciftler, evde kavgali bir ortam da yasamaktansa ayrilmayi dusunurler.Bu karar alinirken, cocuk var ise, ilk yapilacak is, cocukla da konusmak her seyi acikca ona anlatmak olacaktir.Bu basamak asla atlanmamali,,"COCUKTUR, ANLAMAZ" denilmemelidir.

Cocugunuzun hircinligi  bosanmanizin yan etkilerinden biri olabilir.Babasi ile ilgili olumsuz konusmamalisiniz, anlasamadiginiz icin ayrildiginizi, babasinin onu hala sevdigini söylemelisiniz.Baba figuru, kiziniz icin gereklidir, bu konudaki olumsuz kosullanmalar gelecekteki yasamini etkiler.Dolayisiyla, baba imajini "olumlu" kilmak  sizin elinizdedir.Cocugunuza haksizlik yaptiginizi dusunmeyiniz, muhakkak ki bosanmak icin evlenmediniz, ancak sartlar sizi bu noktaya getirdi.Yapmaniz gereken, cocugunuzla olan iletisiminizi her zaman diri tutmak, onun problemlerine yardimci olmaktir.Okul sorunu icin varsa, okul danismanini danisiniz, yoksa bir uzmana basvurabilirsiniz.


Soru : Surekli internetin basinda olmak, chat yapmak saglikli midir?Yuz yuze iliskidense, chatte ki dostluklari tercih ediyorum.

Cevap: Internet cagimizin iletisim araci olma yolunda hizla ilerlemektedir.Dolayisiyla interneti reddetmek, gormemezlige gelmek mumkun degildir.Ancak, yapilabilecek en mantikli sey, internet cazibelerinin sizi yonlendirmesine izin vermemeli, siz onu yonlendirmelisiniz.Chat teki dostluklar cazip olabilir ancak  bu durum yuz yuze  iliskileri terketmenizi gerektirmez.Her ikisi arasinda denge olusturmalisiniz.Internette sohbeti neden tercih ettiginizi kendinize sorunuz.Verdiginiz cevaplar kisilerarasi ilskilerde yasadiginiz problemleri ortaya koyacaktir.Dolayisiyla once onlara cozum bulmalisiniz.

Internetin diger faydalarini da goz onune almanizi,  butun zamaninizi "Chat" e ayirmamanizi oneririm.

BILGISAYARINIZA ESIR OLMAYIN, KONTROL SIZDE OLSUN.


Soru : Cocugum geceleri korkuyla uyaniyor ve bizim yanimizada yatmak istiyor. Nasil davranalim?

Cevap: Korkular dogal tepkilerdir ancak nedenleri vardir. Cocugunuzla korkulari uzerine konusarak, nedenlerini saptamaya calisiniz. Gunduz yasana olaylar uykuda etkilerini gosterebilirler. Bir sure sizin yaninizda yatmasina izin verebilirsiniz. Ancak cocugunuz bunu aliskanlik haline getirmemelidir.


Soru : Kendimi ifade ettigim zaman, cevremle catismaya giriyorum. Kendimi ifade edemeyince de, kendimle catisiyorum. Cozum nedir?

Cevap: Kesin bir cozum yoktur. Cunku bir varolus sorunudur. Kendimiz olmaya calsitikca, kendimiz olmamizi istemeyen bir cok cevresel faktorle savasmak zorundayizdir. Kendinizi ifade ettiginizde, hangi noktalarda digerleriyle catismaya girdiginizi belirleyiniz. Ve her noktayi, "neden catisiyorsunuz", "siz ne istiyorsunuz, onlar ne istiyor", "onlarin dediklerini yaparsaniz ne olur" seklinde irdeleyiniz.

Unutmayin bir toplum icinde yasiyoruz. Toplumun kurallari ile kendi kurallarimizi bir noktada birlestirmek, huzurlu bir yasanti icin gereklidir.


Soru : Depremden sonra hersey bos geliyor, ev, esya, vs... Cok sinirliyim, hic kimseye guvenim kalmadi. Hep boyle mi hissedecegim?

Cevap: Yasadiginiz felaketin, duygu ve dusunceleriniz uzerinde olumsuz etkisi olmustur. Bir sure daha boyle hissetmeniz dogaldir. Kendinize sure taniyiniz. Zamanla herseyin duzeldigini farkedeceksiniz.

Duygu ve dusuncelerinizi ifade etmekten cekinmeyiniz, icinize atmayiniz. Ofkenizi cevrenizdekileri kirarak degil, cesitli ugraslara yonelerek (el isi, spor gibi) bosaltabilirsiniz. Hatta bos bir alana gidip avaziniz ciktigi kadar bagirabilirsiniz. Ancak hep olumsuzluklar uzerinde durmayiniz. Bu durum zamanla daha kotu sonuclar yaratir.